Konuşmak Uğruna Kaybedilen Büyük Hazine: Dinlemek

Çevremde, beni rahatsız eden en büyük fiiliyatlardandır dinlemeden, düşünmeden konuşmak… Okulda, yolda, misafirliklerde sürekli bir etkileşim halinde insanlar. Bu güzel bir şey ama asıl önemli olan kısmı kalitesi. Konuştuğun sürece karşındaki kişiye neler kattığını hiç düşündün mü? Yoksa sadece gürültü kirliliği misin?

Ben, yabanilik ve asosyallikle suçlanıyorum. İnsanlarla etkileşimde bulunmaktan aciz gibi düşünülüyorum. Hatta psikolojik sorunlarımın olduğunu dahi düşünenler var. İnsanların bendeki önemi katkıları kadardır. Yani konuştuğumuzda bana fikirsel olarak işime yarıyacak şeyler veriyorsa, diğerleri arasında bir adım öndedir.

Şimdiye kadar eleştirilmekten zevk alan çok az kişi tanıdım. Özgüven bahanesiyle ego manyağı dolu toplum (Demek istiyorum ki bundan sonra diyeceklerim eleştirilmeyi sevmememden değil, gerçeklerin bilinmemesinden kaynaklanıyor). Bundan dolayı, yok yabani demişler, yok asosyal demişler, yok ana kuzusu demişler… Bu sözler bende en ufak değişim yapmaz. Çünkü diyen kişileri tanıyorum.

Akrabalar arasında konuşcak hiçbir yararlı konu olmasa dahi toplanılır. Hal hatır sormak, birbirimizin dertlerine ortak olmak tabi ki güzel bir şey ama ya fazlası? 6-7 saat oturmak… Gerekli konular kişiden kişiye değişse de en fazla 2 saatte biter. Geriye kalan 4-5 saate ne oluyor biliyor musun? Siyaset ve dedikodu… Tam bir zaman israfı!

Tamam, siyaset konu olarak önemli olabilir ama bırakın da milletvekilleri, bu işin ehli olanlar konuşsun. 3-5 kişi toplanıp tartıştığınızda size ne gibi faydası olur? Dedikodunun ise hiç tutulacak bir tarafı yok.

Ben, bilmediğim veya istemediğim konularda konuşmam. Bir şey hakkında fikrim yoksa, konuşmamam en doğalı. İstemediğim konular ise karşımdakine göre şekilleniyor. Eğer hiçbir şekilde laf anlamayacağını tespit ettiysem konuşmamın bir amacı olmaz. Bu gibi durumlarda, kafası başka yerlerde gibi göründüğümün farkındayım ve bu yönde demeçler de alıyorum ama benim için en verimli kısım oluyor. Bana kişiyi tanıma fırsatı veriyor çünkü dinliyorum…

Konuşanın fikirleri doğrultusunda zihnimde, o kişinin kişilik özelliklerini derinlemesine analiz ediyorum. Yani sen, “Bu zaten kendini toplumdan soyutlamış bir pısırık. Ne dersem susup dinliyor” diye düşünür ve konuşmalarına dikkat etmezsen, benim gözümdeki değerin her geçen dakika düşer.

Şimdi benden ne istediklerini anladın mı? Konuşmak için konuşmamı istiyorlar. Ne olursa olsun o ses tellerim kullanılsın istiyorlar. “Bu çocuğu topluma kazandıralım” mentalitesiyle beni kendilerinden daha da uzaklaştırıyorlar. Ne zaman istedikleri gibi olursam, o zaman kaybetmiş olurum…

Yazıyı okuduktan sonra “Bir ego manyağı da senmişsin ki sürekli kendini övmüşsün” diye düşünebilirsin çünkü ben de aynı şeyi düşündüm. Halbuki olması gereken ve olanları seninle paylaştım. “Ben dinliyorum, bu yüzden dinlemek önemlidir” demiyorum. “Dinlemek önemlidir, bu yüzden dinliyorum” diyorum. Kendimi geliştirmek için uğraşıyorum. Umarım aradaki farkı anlayabilmişsindir.

Bir dostum “Kafanın içindekilerden haberdar olmak isterim” demişti. Ona da selamlarımı yolluyorum…

Ne kadar “Ben” desem de “Biz” olduğumuzun farkındayım.

Reklamlar

Burada Düşüncelerini İfade Etmekte Özgürsün!

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s